DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM

 

Yaşamda “değişim” ve “dönüşüm” kaçınılmazdır... Genç dağcı ile deneyimli bir rehber Sierra’larda yüksek bir doruğa tırmanıyorlardı. Bir sabah kamp yerinde erken vakitte genç dağcı birden büyük bir gürültüyle uyandı. Dünya’nın sonunun geldiğini düşündü. Rehber, genç dağcının yanına gitti ve cevap verdi: ”Bu dünyanın sonu değil, sadece yeni bir günün doğuşu!” Güneş doğarken, buzlar güneş ışınlarından dolayı eriyordu…

Bu kısa hikaye, değişimi ve dönüşümü kabul ederek, onu tanıyarak ve ondan güç alarak ilerlememiz gerektiğini çok güzel özetliyor değil mi? Değişen koşullar karşısında bir çok kez korku, bilgi ve tecrübenin dahi önüne geçebilmektedir. Değişen koşullar aslında yepyeni fırsatlara yol açıyor olabilir..

Bir trekking gezisinden bir hafta kadar önce geziyi düzenleyeceğimiz yürüyüş parkurunu görmek için keşife çıktık. Arama Kurtarmacı ve doğa hayranı iki arkadaş olarak amacımız bir hafta sonraki gezide kaybolmadan insanları bu cennet parçasını gezdirmek ve yirmi kişilik grubun tamamını sağ sağlim evlerine geri getirmekti. Rotayı adım adım çıkardık. Artık rahatlayabilirdik ancak gezi günü yaşayacaklarımız doğadaki değişimin ve dönüşümün elimizdeki bilgilerden daha üstün olduğunu öğretti bize…

Tırmanışın ilk beş-altı kilometresi sorunsuzdu, hava güzeldi ve katılımcılar neşe içinde doğada karşılaştıkları güzelliklere bakarak ilerliyordu. Mükemmel bir gün yaşıyorduk. Ne iyi etmiştik de gelmiştik!

Derken ben kaybolduğumuzu, yanlış bir rotada ilerlediğimizi hissetmeye başladım. Bu durumu gruba hissettirmeden rehber arkadaşımla paylaştım. Malum, “Arama Kurtarmacılar kayboldu, şimdi bizi kim kurtaracak” gibi espirilere maruz kalmak istemiyorduk, bu çok can sıkıcı olurdu.

Verdiğimiz molada ateşte pişirdiğimiz sucuklarla grubun karnını doyururken, gizliden gizliye elimizdeki doneleri değerlendirdik. Cep telefonlarının çekmediği bu arazide birilerini arayıp rota hakkında bilgi almaya çalışmak da olanaksız olduğu için, kafamızı hızlı bir şekilde çalıştırmak zorundaydık. “Survival” duruma düşmek de bir olasılıktı ve dağda hava birden değişebiliyordu.

Aniden bastırabilecek bir yağmur bizi kriz durumuna sokabilirdi.

Elimizdeki tüm bilgileri kullandık. Ağaçların gövdelerindeki yosunları, karıncaların yuva şekillerini, rüzgarın esiş yönünü ve kokusunu, derelerin akış yönü, ağaçların ve açık alanların dağılımını, kayalıkların konumunu, güneşin pozisyonunu ve hatta yaban hayvanlarının ayak izleri ile kuşların gökyüzünde yaptığı pikelere kadar her veriyi değerlendirdik. Sonunda da rotamızı yeniden bulduk. Dörtayak üzerine düşmüştük!

Ancak nasıl olduda kaybolmayı başarmıştık? Oysa ki çok dikkatli davranarak yol çatallarını ve bize işaret olabilecek her şeyi not almış ve görüntüleri de fotoğrafik hafızamıza kazımıştık. Bir yandan yolumuzu gruba belli etmeden bulmanın mutluluğuyla şükrediyor, bir yandan da nerede hata yaptığımızı düşünüyorduk. Yatağından taşarak yoldan geçen ve coşkuyla çağlayan bir dere gördüğümüzde sanırım bize cevabı o verdi. “Doğa değişim ve dönüşüm halindeydi!” Hem de nasıl! Yola devam ettiğimizde gördük ki koca bir tepe tıpkı bir pasta gibi ikiye bölünmüş ve hiç bozulmadan adeta altında kızak varmışçasına kayarak toprak yolu bir set gibi kapatmıştı. Burası yoğun yağışlar ardından yüksek heyeylan riski taşıyordu ve biz bunu çok iyi biliyorduk ancak bu kadar büyük değişimlerin bir hafta gibi bir sürede gerçekleşmesine akıl sır ermiyordu adeta…

Yürüdükçe şaşkınlığımız daha da arttı. Yolun ortasında gayzerleri andıran yedi sekiz metre yüksekliğinde su fiskiyeleri çıkmıştı. İlerledikçe gördük ki yola yuvarlanan dev kayalardan tutun da oluşan küçük göletlere kadar bir çok farklı manzara ile karşılaşmıştık. Siz ne yaparsanız yapın doğadaki değişim ve dönüşüm sizin planlarınızı aşabiliyordu. Benzer bir durum doğal afetlerde hayal gücümüzü bile aşacak boyutlara ulaşabilir. Doğadaki değişimin ve dönüşümün önüne geçemezsiniz. Ancak onu iyi tanırsanız hazırlıklı olmanız ve acil durum planları yapmanız mümkündür.

Değişim ve dönüşüm, “Kendini Arayan” kişinin de göze alması gereken bir süreçtir. Dünyada değişmeyen tek şey değişim olduğuna göre, belki de bizler değişime direnmektense değişimi amaçlarımız doğrultusunda yönlendirmeyi denemeliyiz. Kendi değişimimizi ve dönüşümümüzü anlamak ve oyunu kurallarına göre oynamak için gerekli olan mihenk taşı “hedeflerimiz” olacaktır. Değişime yön verebilmenin yolu inovatif düşünmek ve hayat stratejimizi, değişkenliğin elastikiyetine uygun olarak oluşturmaktır. Başarılı insanlar bu elastikiyeti hayat tarzı haline getirmişlerdir.

EMRAH ALTUNTECİM